January 9th, 2012
December 25th, 2011
September 23rd, 2011
September 16th, 2011
Geçen sene gördüğüm rüyadaki mekanda, aynı kişilerle birlikteydim. Bi de “Geçen sene de buraya gelmiştik, hatırlıyor musun?” diyordum.
August 13th, 2011
Beyin bedava.

Beyin bedava.

August 7th, 2011
Minibüsteysem, şöför “arkadan vermeyen kalmasın” dediği zaman isteksiz olarak gülüyorum.
Kumarda kazanıyorum. Lanet olsun, aşkta kaybedicem.
August 1st, 2011

Lütfen yardım edin ya!

Parfüm, takı, ayakkabı, çanta, cüzdan dışında bi kıza doğum günü hediyesi olarak ne alınabilir?

July 3rd, 2011

Duvarlar üstüne mi geldi, uykunu mu kaçırdı? Aptal bir gece; kaldırıp da geçmişini mi düşündürdü sana. Ağladığın, üzüldüğün ya da iç çektiğin bir geceyi mi düşündün uyuyamadığın o gece. Yanında uyanmayı mı hayal ettirdi sana o gece, o uykusuzluk? Elinin ve boynun kokusunu mu özletti? Konuşmayı mı özledin? Duvarların seninle konuşmadı di mi? Hadi doğruyu söyle; küçük bir cep radyosu gibi cebinden çıkartıp cızırtılı sesini duymak istemedin mi… Ah ulan demedin mi? İç çektin mi hiç?

Onu da geçtim… Aynı addan birisini duyup “Ona daha çok yakışıyordu” dedin mi? Tüm nefretini kinini ipek mendiline sarıp yoksa bizi attığımız yere mi gömdün? Coşku, tutku, çıldırmak kelimelerini mi geçirdin kafandan da sonra bitkin düştüğünde de yüzünün tüm kıvrımlarını tanıyan bir yaş mı gönderdin, gözünden sağıp dudağının da en güzel yerinde bitirdiğin, kavruk dudağına hasret.

O akşamı unutmadın mı sende? Yoksa sende mi bir ayın bir gününü daha bir özel buluyorsun 365 birbirine benzeyen günden? Keşke ve keşkeler ile mi yaşıyorsun ve bir umutla bakmak artık zor mu geliyor geleceğe? Bitkin hissediyor musun kendini? İçmeden içki sarhoşluğunu? İçememenin nedenini hala o sarhoşluk mu zannediyorsun ve bir garip korku mu sarıyor tevekkül dolu yüreğini kadehe dudağını değdirmenle başlayan o ilk kalp atışında? 

Yoksa güneşli günlerde hala karanlık evinden çıkmıyor, çıkamıyor musun? Gölgesinden korkan atımı mı oynuyorsun hala? Peki ya hala aşık mısın “sevgilim” dediğine… Yoksa…

Yoksa seninde mi kalbin benimki gibi kanaya kanaya, kana kana sevmeyi unutmuş. Sende mi hayal edemez, hayal edilmez olmuşsun, hatırlamaz? İnat etme. işte; asık suratın gülmeyi özlemiş. Gülümse… İnat etme ki yıkılsın duvarlar… Uyutmayan, ağlatan, kötü kalpli, taş kalpli duvarlar… Yıkılsın ki şarkıdaki yusufçuk havalansın o duvarın tam ortasından. Gökyüzüne çıksın ki; ben yazmayı bırakayım, sen de kanatmayı bırak…

July 1st, 2011